Esma ile Alican Ramazan Ayında

ALİCAN- Abla iftar saat kaçtaydı?

 
ESMA- Ne o Alican, yoksa açlığa dayanamıyor musun?
 
ALİCAN- Hayır tabii ki, ben sadece kaçta olduğunu unuttum da o yüzden bir sorayım dedim.
 
ESMA- Ben de inandım, küçük afacanın ilk orucunu kolaylıkla tuttuğuna.
 
ALİCAN- Ya abla ya...
 
ESMA- Tamam tamam, saat yedi buçukta herhâlde.
 
ALİCAN- Abla sen ilk orucunu tuttuğunda hiç acıkmadın mı?
 
ESMA- Acıktım tabii ki Alican, ama babam bana iftarda en sevdiğim çikolatayı alacağını söylemişti. Ben de acıktıkça aklıma o çikolatayı getirdim ve sonunda başardım.
 
ALİCAN- Bana ne getirecek acaba?
 
ESMA- Eminim sana da senin en sevdiğin şeyi alıp getirecektir Alican. Hem annem de patates kızartması ile köfte yapıyor. İyi ki de ramazan geldi, değil mi?
 
ALİCAN- Evet abla, hayatımıza yeni bir renk girdi. Hem aç kalınca, yemek için parası olmayan çocukları da anladım sayılır.
 
ESMA- Evet kardeşim, onlar kim bilir ne kadar acı çekiyorlardır. Bizler Allah’a ne kadar şükretsek azdır. İstediğimiz kadar yiyebileceğimiz yemeğimiz var.
 
ALİCAN- Bir de akşama kadar yemek yemediğimiz için Allah da bizi cennete koyacak değil mi?
 
ESMA- Tabii kardeşim, yeter ki biz Allah’ın istediği şeyleri yapalım.
 
ALİCAN- Biliyor musun abla, artık oruç tutmak bana o kadar zor gelmiyor. Baksana annem sofrayı hazırlamaya başladı bile.